Furkan AYKOL Meydanda Yeni Bir İşçi: google.com, pub-7866139288487547, DIRECT, f08c47fec0942fa0
Yazı Detayı
29 Haziran 2021 - Salı 18:55
 
Meydanda Yeni Bir İşçi:
Furkan AYKOL
 
 

Yeni bir işçi var ortalıkta. Bir mavera eşliğinde meydanda. Gece-gündüz çalışıyor. Çok çalışıyor ıssız bir meydanda. Issız bir meydanda çalışıyor çünkü vazifesi ve çalışması bir gaye uğrunda. Onun vazifesi okumak ve yazmak. O, günlerce memleketinde okuyup yazmasını yaparken yani harekete geçmiş ve bu hareketi sürdürürken; başka bir meydanda, her bir insanın olduğu kalabalık bir meydanda, o meydanın her insanı bu yeni işçiyi duymakla, izlemekle, görmekle vazifelendirilmiş. Ki birbirine bir toprakla bağlanmış ve aralarında tek köprü olan meydanın her insanı, yeni işçiyle beraber asıl gayelerine hareket edebilsinler. Fakat bu kalabalık meydanın insanları, yeni işçinin yaptığı işe karşılık ona ve kendilerine 'ne için' sorusunu sormaktan çekindi...

Gece-gündüz birbirini kovalar. Sadece vazifesini düşünüp o vazifeyi yapan, başka düşüncesi olmayan yeni işçinin, bu kovalamacada bir gün sürgün kararı çıkar. İşçi memleketinden sürülür. Onu, memleketinin dışında tutanlar ona kalacağı yeri göstermiş ve yiyeceği yemeği vermişlerdi. Zulmet içinde kalan bu yeni işçi gayesini unutmadı. Kendi derisini kâğıt yapıp kanını mürekkep olarak kullandı. 
Günler geçti. Yeni işçi kaldığı yerde yediği yemekten zehirlendi. Yediği yemeği temin edenler, onu sürgüne gönderenlerdi. Bir şey eksikti: aklı ve ruhu besleyen kitaplar işçiden zorla alınmıştı. Evet, kitaplar aklı ve ruhu besleyen bal gibiydi. Ve her kitap bir kitabı anlamak için okunurdu. Yeni işçiyi izlemekle vazifeli olan kalabalık meydanın insanlarının elinde her tür kitap bulunuyordu. İşte bu her kitap, en yüce kitap olan "Kuran-ı Kerim"i anlamak içindi. Yeni işçi bu yüce kitabı okumak, hep okumak ve içinde gizlenen hakikatleri öğrenmek istiyordu:
Onu engellemişlerdi.
Yeni işçiyi memleketinden sürenler, o memleketi dağıtmış ve en yüce kitabı okumak isteyenleri, hususan yine o en yüce kitaptan mahrûm bırakmıştı.

Günler geçmişti. Bu olaylar günler geçerek olmuş, olaylar sırasında yeni doğan küçük işçiler bu en yüce kitaptan mahrûm kalmıştı. Oysa hepsinin ruhunda, kalbinde eksiklik vardı. Bizim, kalabalık meydanın insanlarının ruhunda ve kalbinde olan eksiklik gibi...
O kalabalık meydanın insanları, her şeyi izleyip gördükten sonra kendilerinde bulunan eksikliği kapatmak için küçük bir gayrete düşmüşlerdi. Günün sonunda o küçük gayret büyük bir gayrete kapı açmıştı: yetişmek lazımdı kendisine benzeyenlere...

Yeni bir işçi var ortalıkta. Bir mavera eşliğinde çıktı meydana. Kucakladı yeni doğan küçük bir işçiyi.
Harekete geçti, harekete...
Diriliş işçisinin vazifesiydi bu!

 
Etiketler: Meydanda, Yeni, Bir, İşçi:,
Yorumlar
Haber Yazılımı