Furkan AYKOL Meydanda Yeni Bir İşçi IV : google.com, pub-7866139288487547, DIRECT, f08c47fec0942fa0
Yazı Detayı
05 Ekim 2021 - Salı 21:08
 
Meydanda Yeni Bir İşçi IV :
Furkan AYKOL
 
 

Gökyüzünden rahmet damlası bir çocuğun avucuna düştü. Çocuk, okumanın mânâsını doğduğunda ağlayarak anladığından rahmet damlasını avucunda gördüğünde yine ağlaması, bir şekilde rahmet damlasının kaynağını düşünürek ağlaması gerekirdi. Fakat ağlayamadı. Sadece içinde küçük bir parça, bir nur ağlamanın ne denli bir his olduğunu bir parça tattığından zahirinden zıt bir surette ağlarmış gibi yaptı. Çünkü her insan hüzün peygamberinin ümmetiydi; hüzünlenmese bile hüzün peygamberine bir vefa borcu olarak hüzünlü görünmesi gerekirdi. 

Açık bir meydanda bu çocuk ve arkadaşları için çadır kurulmuştu. Çadır onların okuluydu ve onlar bu çadır içinde kâinatın zikriyle kâinatla iç içe kâinatı okuyarak eğitim görmeleri gerekirdi. Küçük ve büyük, yaşları birbirine yakın olan çocukların dünyaya gelişlerinin hemen ardından okumanın mânâsı -onları yaratanın ismiyle kâinatı okumanın mânâsı- ruh programlarına yerleştirilmişti. Rahmet damlalarının her biri avucunun içinde saklı olan çocuk ve arkadaşları kulaklarıyla duydukları kâinatın zikrine karşı lâkayt bir tavır sergilememiş bu zikirlerin, binlerce sesin ulaştığı perdenin arkasındaki yaratıcılarını tanımak istemişlerdi. Çocukların eğitim gördükleri çadırda yani okullarında bu çocukların hocaları tarafından söylenen söz:
"Gökyüzünden elinize düşen katre, yine gökyüzünden bulutların bir araya gelmesiyle elinize düşmüştür. Ve şuursuz olduğunu bildiğiniz şu katre şuurlu canlıları (ne için?..) beslemektedir."

Çocuk önüne şaşkın şaşkın baktı: gördü ve seslendi, onların eğitimi zihinlerinden başlıyor ve yaşamlarında tezahür ederek toplumlarına, düşman oldukları Batı kültürünü yerleştiriyordu; arkadaşı da bu cümlelere katılmış ve çocuğun cümlelerini destekler niteklikte benzer cümleler kurmuştu.
Fakat bu iki çocuk doğdukları an okumanın o gizli ve perdeleri yırtan mânâsına erişmişlerdi. İslâm'ın hiçbir dönem yok olamayacağını, toplumların yaşayış tarzı İslâmdışı olsa bile, insanlar fert halinde küfür karanlığının etrafında İslâm'a uygun yaşam tarzını sergilediklerinde İslâm, o tek kişilik fertler halinde duran insanlarla yani Müslümanlarla ayakta kalmaya devam ediyordu ve edecekti.

Bir lâhza durgunluk.. Sisteme odaklı hareket eden hocanın katılığı, derslikteki tüm çocuklara yansımıştır. Dersten hemen önce arkadaşı çocukla konuşmuştur ve ikisinin birlik kararıyla ortak bir sözün dostun kelâmı olması:
《'Yağmur'u yağdıran olmalı. Oysa siz böyle anlatmıyorsunuz. Yağmur bulutlardan düştü veya yağmur kendi başına yağdı, diyorsunuz ve nasıl yağdığını söylüyorsunuz, neden yağdığını; semadan arza düşürüldüğünü veya yağmurun birisi tarafından yağdırıldığını, söylemiyorsunuz.》 Sisteme odaklı hocanın dersinde, asıl mânâya değil fakat hocasına ve hocasının arkasında bulunan sisteme edilen sitem... Neticede iki çocuk da, çocuklardan sözcü olanına hocaları tarafından bir tokat atıldıktan sonra, hocaları tarafından dersten atılmakta...

Gece vakti iki arkadaş, yatsı namazı için cami yolunda. Çocuklardan birisinin, derste sözcü olarak konuşanın babası imam. İki çocuk yolda giderken onlardan yaşça büyük olan bir çocuk, yüksek sesle ve koşarak çocukların yanından geçmekte: "Bir âlimin idamından sonra şimdi de cami hocasını vurdular.."
Bu sözü duyduklarında iki çocuk da dehşetli bir korku içerisinde hızla camiye koşmakta. Bu sabah hocasına karşı gelen çocuğun babasını yine aynı günün gecesinde, bir âlimin idamından sonra vurdular.
Sebep?
Sistem dışı harekete, yani İslâm dirilişine hizmet ettiği için.

 
Etiketler: Meydanda, Yeni, Bir, İşçi, IV, :,
Yorumlar
Haber Yazılımı