Furkan AYKOL Meydanda Yeni Bir İşçi V
Yazı Detayı
19 Ekim 2021 - Salı 12:28
 
Meydanda Yeni Bir İşçi V
Furkan AYKOL
 
 

Gecenin en karanlık vaktinde, şifasını arayanların odalarında yayılan gül kokusuyla seherin ilk nişânesi camlardaki akislerde.. Akislerin yüzlerine çarptığı yatağında uzanan şifa arayıcıları, kendilerinden odaya süzülen gül kokularıyla vuslat anına çok yakın.
Gecenin en karanlık vaktinde camlardan seherin ışığının aksetmesi, umutsuz insanlara büyük hatırlatıcılardan. 
Açılan kapıdan içeri girerek elinde bir gül ve bir küçük kitapla; kolunun arasına sıkıştırdığı çikolata kutusuyla çocuk, gül kokulu odanın kapısının yanında durdu ve odanın kapısını tıklattı. Yatağında nurun aydınlığı yüzüne vuran ve ağlamaktan henüz uyuyamayan şifa arayıcısı, derdi dermanı olan şifası; kapı sesiyle nazarını o yöne çevirdi. Arkadaşının kapıda beklediğini, onun bir an olsun dinlenmesi için, beklediğini anlasa...

Çocuk, elinde getirdikleriyle şifasını arayan arkadaşının yanına yaklaştı ve babasının o gün ikindi vakti mezarlığa gömüldüğünü haber verdi. Şifasını arayan, babası vurulduğu geceden itibaren hastanede üzerlerinde gül kokuları yayılan insanlarla birlikte aynı odada kaldığından babasının cenazesine yetişememişti. O, arkadaşından babasının gömüldüğü haberini aldığında konuşmak istemeyen, dargın bir tavırla yağmur katrelerinin düşürüldüğü ve akislerin suretlerinin her an değiştiği cama yüzünü döndü. 
Baban, dedi, çocuk, iki gece önce cami avlusunda vurulduğunda sen... Sözlerin bitimine şifasını arayan çocuk tarafından müsaade edilmemiş ve arkadaşının bir süre daha dışarıda kalması istenmişti. Şifasını arayan arkadaşının bu arzusunu anlayan çocuk, elindeki gülü, küçük kitabı ve kolunun altına sıkıştırdığı çikolata kutusunu arkadaşının yanına bırakıp odadan çıkmıştı; üzerine gül kokusu sinmekte...

Uykusuz kalan, ağlamaktan da gözleri ağrıyan çocuk yanındaki insanlara baktı: sarı saçlı bir kız dikkatini çekti; ismi Gülserin. O kız tüm geceyi hastalığının şiddeti ve ağrısıyla yarı uyku ve yarı uyanıklık halinde geçirmişti. Bu odada süzülen gül kokusu, en çok onun olduğu taraftan, onun için vuslat vaktini haber veriyordu. 
Yatağında doğruldu ve bu kıza, Gülserin'e seslendi: baban öldüğünde ne hissettin?
Kızdan kendisine yanıt geldi: Babamı ben hiç görmedim ki... O toprağın altında, topraklaşan elleriyle benim sarı saçlarıma her gece rüyalarımda gül takmakta.
İkisinde de sûkut: dışarıda gün doğumuna yakın yağdırılan yağmuru ve idam edilen Hilal'i izlemekteler.. 
Anlattığı mânâ: gözükmez gözlerine. Hakikatte idam olunmaz Hilal, idam eder yazarı merhametinden.
Odasında, şifasını aramaktayken ansızın kapısının çalınmasıyla tekrar elinde gül, kitap ve çikolata kutusuyla beliren çocuk, hatır meselesini, gönül almayı unutmadığı o an, kapı yüzüne kapanmakta: unutmamakta ve merhamet kaybından unutmakta muhtaç olanı.

Çikolata kutusundan tadımlık alınan ve serinkıza ikram edilen çikolatayla okunmaya başlanan kitap;
"Hastalar Risalesi"
Kitabın ön ve arka sayfasını inceleyen çocuğun şifaya ihtiyaç duyduğu tam o an, çocuk kitabı sesli okurken karşısında Gülserin onu dinlemekte.
İlk sayfada yazılan cümle kitabı kimin gönderdiğini bildirmekte: çocuğun öğretmeni Leyla. Çocuk öğretmeninin ismini gördüğünde çok şaşırdı ve biraz bekledikten yazılanı okumaya başladı:

"Bu kitabı okumanı istiyorum. Babanın vefat edişini bir gün sonra haber aldım, başın sağ olsun çocuğum. Bu kitabın yazarı, bulunduğumuz zamanlarda on yedinci kez zehirlenmiş bulunmaktadır ve zehrin etkisiyle vücudunda yer bulan hastalıklarla mücadele etmektedir. Bu kitabı arkadaşına veriyorum, o da sana verecektir. Benim kitabı sana veremememin sebebi biraz baş ağrısı, zihin yorgunluğu yaşamam. Dilerim ki, bu kitabın ve içinde bulunduğun kâinat kitabının hakkını veresin. Sen bu kâinatın bir meyvesisin güzel çocuğum..."

İnsan olmanın farkındalığı ve insan kalmamın gayreti; ne yaşanırsa yaşansın özünü korumak ve kaybedileni, insanı yeniden dirilişe geçirmek. İnsanın dirilişi düşünceyle ve hareketle.. Daha önce kim ne yaşadı: hepsi ayrı ayrı ve başlı başına çileli bir yaşam. Bu çileyi üstâdın o büyük kitabı tarif ediyor; bu çileye herkes gibi sen de adaysın. 
"Göğe, çarkı feleğe, Süreyya'ya, yıldızlara, kâinata sığamayıp bir garibin kalbine giren.
Duy sesimi!
İşte bu benim,
İşte ben!"

Ve İnsanın dirilişi bir seyyaleden sonra başlamıştı.

 
Etiketler: Meydanda, Yeni, Bir, İşçi, V,
Yorumlar
Haber Yazılımı