Furkan AYKOL Musibetlerin Mahiyeti: google.com, pub-7866139288487547, DIRECT, f08c47fec0942fa0
Yazı Detayı
09 Ağustos 2021 - Pazartesi 19:02
 
Musibetlerin Mahiyeti:
Furkan AYKOL
 
 
Kainatta insanın başına gelen musibetler, felaketler bu dünyadaki lezzetlerin bir sonu olduğunu hissettirerek insanın nazarını asıl memleketine, bâki olan bir diyara çeviriyor. Kalp ve ruhun bu fani âlemde aldığı yaralara bedel yine kalp ve ruhun hiç acı ve elem çekmeme arzusunun asıl vatanımız olan cennet âleminde karşılanacağı hissetiriliyor ve bir sıkıntı yaşadığımızda bu dünyanın sonu olduğunu düşünüp asıl vatanımız hakkında aklı da düşünmeye yönlendiriyor. İnsan bu kainatta elekten geçecek: bunun kaçışı yok. Ki özünde Ebu Cehil gibi kömür tohumu taşıyanlar ve Ebu Bekir gibi özünde elmas taşıyanlar belli olsun. Musibetler olmasa Ebu Cehil'lerde Ebu Bekir'ler gibi iman edecek ve şu kainatta açılan imtihan meydanın bir önemi kalmayacaktı. Manevî terakkiyat ve ilerlemeler duracaktı. Musibetler'den (yangın, deprem, sel vs.) Allah'ında haberi olduğunu unutmamamız gerekir. Yaşanan musibetlerin insanları gaflet uykusundan uyandırmak için gönderilmiş bir vâzifedâr memur olduğunu ve vazifesi bittiğinde -yani insanlara kendi mahiyetlerini ifade edip, Rabbani birer mektup olduklarını hattırlattıklarında- o musibetleri gönderenin musibetleri kaldıracağını yine musibetleri gönderenden ümit etmek gerekir. Ama bazen olur ki, insanın başına musibet geldiğinde, insan bir sıkıntı yaşadığında gaflet uykusundan uyanamaz, görünen sebeplere yapışır ve perdenin arkasındaki asıl mânâyı kavrayamaz. O insan gaflet içindeyken gaflete düşer. Rahman olanın emriyle bir depremde şiddetli titreyen arz, yangında yanan ormanda bir ağaç, bir selde kendi hududunu aşıp karaya vuran okyanus; gaflet içinde gaflete düşen insana şâhitlik eder. Musibetler kainattaki olaylara rabbani birer gözlükle bakan insanların yani mü'minlerin imanını; kafirlerin ve küfür ehlinin ise inkârını arttır. Yaşanan olaylara rabbanî gözlüklerle ve Kur'ân'ın ışığıyla bakabilirsek -ki tüm çabalarımız bu yönde- Allah'ın izni ile imanımız artar... Musibetler geldiği vakit zalim olanlara da masum olanlara da gelir. Peki musibetler niçin masumlara da dokunuyor? Çünkü musibetlerde masumlara karşı Rahmânî yönler; görünen zahiri bir çirkin sebebe bedel Rahmanî yönden gelen binlerce güzel sebepler vardır. Hem o mazlumların günahlarına keffaret olur bu musibetler ve yaşanan hastalıklar. Musibetlerde ölen masumların canlarına, fani olan hayatlarına karşılık bâki bir alemde sonsuz bir hayatla mükafatlandırılırlar. Allah insanı en aciz olduğu anda yakalar. Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayan insanı bir musibet ve hastalıkla dize getirir. Der ki: Ölüm ölmüyor, kabir kapısı kapanmıyor. Aklını başına al! Umumi bir musibetle kainatta hâkimiyetini, kudretini gösteriyor Allah. Çin'de o kadar imkân olmasına rağmen an vaktinde hazırlıksız karşılarına çıkan covid-19 hastalığı, Hollanda'da ve Yunanistan'da çıkan yangınlar, Hindistan'da yaşanan tsunamiler ve bizim şimdilerde yaşadığımız yangın, sel, deprem gibi felaketler birer vazifeli memur ve bizleri gaflet uykusundan uyandırmak için gönderilen ikazlardır ve bu musibetlerin her yerde farklı şekilde aynı anda infilak etmesi külli bir şekilde, kâinatın her yerinde ve her yerine hâkim olan Allah tarafından gönderilen bir ikaz olduğunu düşünmemiz gerekir. Şefkati İlahiyeden ileri şefkat olmaz. Yani biz, Allah'tan daha şefkatli veya merhametli değiliz. Başımıza gelenlere veya alâkadâr olduğumuz şu kâinatın yaşayan canlılarının başlarına gelen musibetlere elbet üzüleceğiz fakat üzüntümüz isyan derecesine çıkmamalı... Biz bunca musibetlere maruz kalmışken ecnebî, dinsiz memleketlerin bir musibet yaşamamasının sebebi nelerdir? Çünkü o ecnebi, dinsiz devletler Hak olan bir dinin kitabını ve peygamberini tasdik etmeyip hak olmayan bir dinde kaldıklarından Rahman'ın musibet gönderme yönü onlara doğru olmuyor. Hak olan bir dinde olan ve hak dinin çizgilerinin dışına, sınırına yaklaşmış olan bir insana, o insanı gafletten uyandırmak için musibetler gönderiliyor. Şöyle bir örnekle izah edebiliriz. Sürekli sınavlardan sıfır alan bir öğrencinin öğretmeni gelip o öğrencinin kulağını çekmez fakat her daim sınavlardan yüz ve tam not alan bir öğrencinin bir veya iki kez sınavlardan sıfır not almasıyla o öğrencinin öğretmeni gelip kulağını hafif de olsa çeker... Bu süreçte hepimiz toplu dualara katılmalı, Fetih Suresi okumalı ve hacet namazları kılmalıyız. Bize sunulan küçük imkânları bir an olsun bırakmamalı, terk etmemeliyiz... "(...)Şu sıkıntılı zamanlarda tüm Türkiye ellerini açıp dua etse çok şey değişir biliyorum. Dua eksiğimiz var: hem de çok. Sadece dua etmek istemeyenlerden bahsetmiyorum veya müslüman olmayanlardan... Hepimizden bahsediyorum. Dua nasip olmuyor farkındayım. Ümmetçe dua edemiyoruz. Bu dünyayı, canlarımızı yolda veya çöpte bulmadık. Kimse bize hediye de etmedi. Hepsi Yaratan'ın emaneti. Bu olaylar, sıkıntılar bizi bir gram duaya yöneltsin. Bir genç olarak birlikte yaşadığım insanlardan en kolay şeyi istiyorum. Artık bu kainatın sahibi olmadığımızı fark edelim. Sahibi değiliz ve elimiz yetişmiyor. Fark edelim fakirliğimizi belki şefkati İlahiyeyi celbederiz." Kaynak: 1)Maksat Akademi Yotube Videosu (Bu musibetlerin asıl sebebi ne) 2)Sözler kitabı - On Dördüncü Sözün Zeyli
 
Etiketler: Musibetlerin, Mahiyeti:,
Yorumlar
Haber Yazılımı