Anadolu’nun Eski Köy Adları: “Duymadık”ın Tarihî Sırrı
81 Düzce Haber köşe yazarı Doç. Dr. İlhan Gök "Anadolu’nun Eski Köy Adları: “Duymadık”ın Tarihî Sırrı" başlıklı yeni yazısını yayımladı.

Doç. Dr. İlhan Gök
-Anadolu’da öyle köy isimleri vardır ki insan ilk duyduğunda ister istemez durup düşünür: Bu adı kim verdi? Nasıl ortaya çıktı? Gerçekten anlatıldığı gibi bir olay mı yaşandı, yoksa bugün bize tanıdık gelen isim çok daha eski bir geçmişten mi geliyor?
Bugün Gümüşhane sınırları içinde kalan Duymadık köyü de böyle yerleşimlerden biridir.
Köyün adını ilk kez duyanların aklına hemen aynı soru gelir:
Neyi duymadılar?
Halk arasında anlatılan rivayetler de bu soru etrafında şekillenmiştir. Bir anlatıya göre Cumhuriyet ilan edilmiş, fakat köylülerin bundan haberi olmamıştır. Kendilerine sorulduğunda “Duymadık” demişler ve köyün adı böyle kalmıştır. Başka bir rivayette ise Rusların bölgeye gelişinden köylülerin habersiz olduğu söylenir.
Bu hikâyeler ilgi çekicidir. Fakat tarihî kayıtlar bize başka bir şey söylüyor.
Çünkü Duymadık adı, Cumhuriyet’ten de Rus savaşlarından da çok daha eskidir.
Bugün Gümüşhane sınırlarında bulunan köy, XVI. yüzyılın başlarında Bayburt’a bağlı Koğans veya Kovans sahası içindeydi. Osmanlı kayıtları, yerleşimin en az XVI. yüzyılın başlarından itibaren var olduğunu göstermektedir. 1518 yılına ait kayıtlarda köyde üç vergi neferi bulunuyordu ve bunların tamamı gayrimüslimdi. 1591 yılına gelindiğinde ise kayıtlı nefer sayısı on altıya yükselmişti. Bunların yedisi Müslüman, dokuzu gayrimüslimdi.
Buradaki rakamları bugünkü anlamda doğrudan nüfus sayısı olarak düşünmemek gerekir. Ancak bu kayıtlar, köyün yüzyıllar önce var olduğunu ve zaman içinde farklı topluluklara ev sahipliği yaptığını göstermesi bakımından önemlidir.
Duymadık’ın izi XVII. yüzyılda da kaybolmaz.
1642 tarihli avârız defterinde köy, Koğans kazasına bağlı yerleşimler arasında görülmektedir. Aynı tarihte köyde altısı Müslüman, dördü gayrimüslim olmak üzere on nefer kayıtlıdır.
Fakat bu kaydı asıl ilginç hâle getiren başka bir ayrıntı vardır.
Köyün adı, dönemin yazısıyla öyle bir biçimde kaydedilmiştir ki bunu yalnızca bugünkü “Duymadık” şeklinde okumak zorunlu değildir. Aynı adın “Doymadık” biçiminde okunması da mümkündür.
Üstelik aynı defterde başka bir köyün adı “Doyduk” şeklinde okunmaktadır.
İşte mesele tam burada ilginçleşiyor.
Aynı defterde bir köy “Doyduk” diye kaydedilirken, Duymadık köyünün eski yazımının da “Doymadık” şeklinde okunmaya elverişli olması, köy adının tarihî biçimi üzerinde yeniden düşünmeyi gerektiriyor.
Aradan yaklaşık iki yüz yıl daha geçer.
1835 tarihli Kovans Kazası Müslim Nüfus Defteri’nde köyün adı yeniden karşımıza çıkar. Bu kez yazım, bugünkü “Duymadık” biçimine daha yakın görünmektedir. Bununla birlikte eski yazının özellikleri dikkate alındığında “Doymadık” ihtimalinin bütünüyle ortadan kalktığını söylemek kolay değildir.
Tam bu noktada eski Türk tarihinden dikkat çekici bir isim karşımıza çıkıyor:
Doymaduk veya Toymaduk.
Ebülgazi Bahadır Han’ın Şecere-i Terâkime adlı eserinde, Becene yani Peçenek topluluğunun başında Toymaduk adlı bir hükümdardan söz edilir. Tarihçi Faruk Sümer ise aynı adı Doymaduk biçiminde verir.
Anlatıya göre Doymaduk, Salur Kazan’ın babası Enkiş’in yurduna baskın yapmış ve Kazan’ın annesini esir almıştır. Bu anlatı, eski Oğuz-Peçenek mücadelelerinin destan dünyasında kalan izlerinden biri olarak değerlendirilmektedir.
Şimdi doğal olarak şu soru ortaya çıkıyor:
Duymadık köyünün eski adı ile Peçenek beyi Doymaduk arasında bir bağlantı olabilir mi?
Bugün buna kesin biçimde “evet” demek mümkün değildir. Elimizde Doymaduk adlı Peçenek beyinin Bayburt veya Gümüşhane çevresine geldiğini gösteren doğrudan bir belge yoktur.
Fakat ihtimali dikkat çekici kılan başka unsurlar vardır.
Mesut Kürüm, “Bayburt ve Yöresi Ağızlarındaki Bazı Arkaik Unsurlar” adlı çalışmasında, önceki araştırmalardan hareketle Bayburt’un da içinde bulunduğu Doğu Karadeniz sahasında Oğuz, Kıpçak, Peçenek ve Bulgar gibi farklı Türk topluluklarının izlerinden söz etmektedir.
Bu değerlendirme elbette “Peçenekler Duymadık köyünü kurdu” anlamına gelmez. Böyle bir hüküm için elimizde yeterli belge bulunmamaktadır. Ancak Bayburt çevresinde Peçenek unsurlarının bulunmuş olabileceğine dair görüşlerin akademik literatürde yer aldığını göstermesi bakımından önemlidir.
Üstelik Duymadık köyünün eski idarî konumu da dikkate değerdir. Köy, XVI. ve XVII. yüzyıllarda Bayburt-Koğans sahası içinde yer alıyordu. Bu nedenle yerleşimin geçmişini araştırırken bugünkü il sınırlarına bağlı kalmak yanıltıcı olabilir.
Şimdi elimizde birkaç ilginç parça var:
Eski Oğuz-Peçenek anlatılarında Doymaduk veya Toymaduk adlı bir Peçenek beyi geçiyor. 1642 tarihli kayıtta köy adı “Doymadık” şeklinde de okunabilecek biçimde yazılıyor. Aynı defterde “Doyduk” adlı başka bir köy bulunuyor. 1835 yılında ise ad, bugünkü “Duymadık” biçimine daha yakın görünüyor. Ayrıca Bayburt çevresinde Peçenek unsurlarının bulunmuş olabileceğine dair akademik değerlendirmeler mevcut.
Bütün bunlar yan yana getirildiğinde akla şu ihtimal geliyor:
Acaba köyün eski adı başlangıçta Doymadık, hatta daha eski bir biçimde Doymaduk idi de zamanla halkın bildiği “duymadık” kelimesine mi yaklaştı?
Bu tür değişimler halk dilinde görülebilir. Anlamı unutulan eski bir yer adı, zamanla daha tanıdık bir kelimeye benzetilebilir. Ardından o yeni kelimeyi açıklayan hikâyeler doğabilir.
Belki de “Cumhuriyet’i duymadık” veya “Rusların geldiğini duymadık” şeklindeki rivayetler böyle ortaya çıktı.
Başka bir ifadeyle bu hikâyeler, köy adının gerçek kökenini açıklamıyor olabilir. Tam tersine, anlamı zamanla unutulmuş eski bir adı açıklamak için sonradan üretilmiş olabilir.
Bu elbette şimdilik bir ihtimaldir. Tarih araştırmalarında ihtimal ile kesin bilgi arasındaki çizgiyi korumak gerekir.
Bugün kesin olarak bildiğimiz şey şudur:
Duymadık, en az XVI. yüzyılın başlarından itibaren belgelerde takip edilebilen eski bir yerleşimdir. 1642 tarihli kayıt, adın “Duymadık” yanında “Doymadık” şeklinde de düşünülmesine imkân vermektedir. Eski kaynaklarda Doymaduk veya Toymaduk adlı bir Peçenek beyinin bulunması ve Bayburt çevresinde Peçenek izlerine dair akademik değerlendirmelerin yer alması ise bu ihtimali daha dikkat çekici hâle getirmektedir.
Fakat bugün için köy adı ile bu tarihî kişi arasında doğrudan bağlantı kuran bir belge yoktur.
Belki ileride bulunacak daha eski bir tahrir kaydı, unutulmuş bir aşiret adı, bir vakfiye veya başka bir arşiv belgesi hikâyenin eksik halkalarından birini tamamlayacaktır.
Anadolu’daki köy isimlerinin büyüleyici tarafı da tam burada ortaya çıkar. Bir köy adı bazen bir kişiden, bazen bir boydan, bazen bir aşiretten, bazen de unutulmuş eski bir hatıradan kalır.
Bugün Gümüşhane sınırları içinde bulunan Duymadık köyü de böyle bir geçmiş taşıyor olabilir.
Belki de mesele, köylülerin neyi “duymadığı” değildir.
Belki asıl mesele, yüzyıllardır yaşayan bu eski köy adının bize ne anlatmaya çalıştığını hâlâ tam olarak duyamamış olmamızdır.
Doç. Dr. İlhan GÖK