24 Eylül 2026 - Perşembe

YATAR ÇIKARIM

81 Düzce Haber köşe yazarı Kadir Gülbay'ın YATAR ÇIKARIM başlıklı yeni yazısı yayımlandı.

Yazar - Kadir Gülbay
Okuma Süresi: 4 dk.
Kadir Gülbay

Kadir Gülbay

-
Google News

Bizim memlekette bazı suçluların hukuk fakültesi diploması yoktur ama infaz hesabı profesör gibidir.

“Kaç yıl verirler?”

“İyi hal gelir mi?”

“Ne kadar yatarım?”

“Denetimli çıkar mıyım?”

Sonra hesap makinesi kapanır, meşhur cümle gelir:

“Yatar çıkarım.”

İşte tehlike tam burada başlıyor.

Çünkü bir insan suç işlemeden önce cezadan değil, kaç ay yatacağından bahsediyorsa kanunun caydırıcılığı çoktan tartışmalı hale gelmiştir.

CEZAEVİ Mİ, DEVRE MÜLK MÜ?

Haberleri açıyoruz,

“Şüphelinin daha önce 18 suç kaydı olduğu öğrenildi.”

İnsan ister istemez soruyor:

19'uncuda hediye çeki mi veriliyor?

Vatandaşın anlamadığı tam olarak bu.

Aynı kişi yakalanıyor, çıkıyor, tekrar yakalanıyor.

Bir süre sonra suçlu bile sistemi öğreniyor:

“Merak etme abi, bir şey olmaz.”

İşte adalet sisteminin korkması gereken cümle budur.

Çünkü suçlu kanundan korkacağına, kanunun açıklarını ezberlemeye başladıysa ortada ciddi bir problem vardır.

EL SALVADOR NE YAPTI?

Bir de dünyanın konuştuğu El Salvador var.

Ülke yıllarca çetelerle boğuştu. Sonra çok sert bir güvenlik politikası uyguladı. On binlerce kişi tutuklandı, CECOT adında devasa yüksek güvenlikli bir cezaevi kuruldu.

Cinayet ve çete şiddetinde çok büyük düşüş yaşandı.

Fakat işin öbür tarafını da saklamayalım, El Salvador yönetimi keyfi tutuklamalar, kötü muamele ve adil yargılanma ihlalleri nedeniyle ciddi biçimde eleştiriliyor.

Yani “El Salvador ne yaptıysa aynısını yapalım” demek doğru değil.

Ama verdikleri bir mesaj üzerinde düşünmeye değer:

Suçun bir bedeli var.

Türkiye'nin ihtiyacı işkencehane değil.

Türkiye'nin ihtiyacı, suçlunun ciddiye aldığı bir adalet sistemi.

İŞİN İLGİNÇ TARAFI ŞU...

Araştırmalar şaşırtıcı bir şey söylüyor.

Suçluyu asıl caydıran şey cezanın 10 yıl mı 20 yıl mı olduğu değil.

Yakalanacağını bilmesi.

ABD Ulusal Adalet Enstitüsü'nün caydırıcılık araştırmalarında da öne çıkan nokta bu, cezanın kesinliği, yalnızca cezanın ağırlığından daha etkili.

Yani kanuna,

“Bu suçun cezası 150 yıl!”

yazabilirsiniz.

Adam:

“Beni yakalayamazlar ki.”

diyorsa o 150 yıl duvar süsüdür.

Ama suçlu şunu biliyorsa:

“Kamera bulur.”

“Polis yakalar.”

“Mahkeme yıllarca sürmez.”

“Cezam kesinleşir.”

“Ve gerçekten yatarım.”

İşte o zaman suç işlemeden önce düşünür.

NORVEÇ DE İŞİN EZBER BOZAN TARAFI

İlginçtir, Norveç'in cezaevleri El Salvador'un tam tersidir.

İnsan odalara bakıp,

“Bunun konfor puanı kaç?”

diye soracak neredeyse.

Ama sistem rehabilitasyona ciddi önem veriyor ve yeniden suç işleme oranları birçok ülkeye kıyasla düşük seviyelerde seyrediyor.

Demek ki mesele mahkumun yatağının sertliği değil.

Sistemin ciddiyeti.

Cezaevi otel olmayacak.

Ama işkencehane de olmayacak.

Suçlu cezasını gerçekten çekecek.

Çalışacak, eğitim görecek, rehabilite edilecek.

Ve özellikle suçu alışkanlık haline getiren kişi için devlet,

“Buyur kardeşim, 28'inci suçunda tekrar görüşürüz.”

demeyecek.

MESELE BU KADAR BASİT

Bir ülkede suçlu,

“Yakalanırsam bittim.”

diye düşünüyorsa kanun caydırıcıdır.

Ama;

“Yakalanırsam avukat bakar, biraz yatar çıkarım.”

diye düşünüyorsa önce o cümleyi doğuran sistemi konuşmak gerekir.

Türkiye'nin El Salvador olması gerekmiyor.

Türkiye'nin ciddi bir Türkiye olması gerekiyor.

Hızlı yargı.

Kesin ceza.

Suçla orantılı infaz.

Tekrar tekrar suç işleyene ciddi yaptırım.

Cezaevinde disiplin ve rehabilitasyon.

Ve bütün bunların yanında masum insan için güçlü hukuk güvencesi.

Çünkü güçlü devlet, herkesi içeri atan devlet değildir.

Suçlunun “nasıl olsa bir şey olmaz” diyemediği devlettir.

Belki o zaman yıllardır dilden dile dolaşan o meşhur cümle de tarihe karışır:

“Yatar çıkarım.”

Yerine çok daha caydırıcı bir cümle gelir:

“Değmez kardeşim... Yakalanırsak gerçekten yatarız.”

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.